Ana Sayfa Hakkımızda Forum Dosyalar Foto Galeri Mesaj Panosu İletişim
Üyelik Girişi
Köşe Yazarları
 
YÜKSEL ÇİTLER
TOPRAK ANA

Fisun KÜÇÜK
GÜZEL SÖZ

Bora Gedikli
Okul

 
 
 Sınavlar
 Ödevler
 Ders Programı
 Duyurular
 Belirli Günler
 Köşe Yazarları
 Şiir Köşesi
 Sınıfımızdan Haberler
 5-A Sınıfı
 5.Sınıf Etkinliklerimiz
 Velilere Öneriler
 Belirli Günler ve Haftalar
 Karikatürler
 İlginç Bilgiler
 Ders Saatleri
Videolar
 
 23 NİSAN ŞİİR KOROMUZ
Linkler
 
 Eğitim sitesi bul
 DERS İZLESENE
 FEN OKULU
 ATATÜRK
 BİLİM ÇOCUK
 MERAKLI MİNİK
 DANİNO
 http://www.meb.gov.tr/belirligunler/ataturk/ata.html
 İYİ KİTAP
 ATATÜRK'ÜN SEVDİĞİ ŞARKILAR
 Fevzi Özbey İlköğretim Okulu
 DEPREM DEDE
 10. YIL NUTKU
 LÖSEV ISPANAK ÜRÜNLERİ
 ENERJİ VERİMLİLİĞİ OYUNLARI
 ÖNEMLİ GÜNLER TAKVİMİ
 http://www.meb.gov.tr/belirligunler/10kasim/anasayfa.htm
 EĞLENCELİ FEN
 ÇOCUK ŞARKILARI
 FEVZİ ÖZBEY İLKÖĞRETİM OKULU
Site Haritası
Takvim

 ŞİİR  PARKI

 


 
 

 
 



 
 
Eğitim Sitesi Bul
 
 

 
 

 
 

   E-KÜTÜPHANE


 
 

 
 

 
 

 
 
Anasayfa
 
 ÖĞRENCİLERİMİZİN BAŞARILARI VE ÖRNEK DAVRANIŞLARI HER ZAMAN BİZLERİ GURURLANDIRIYOR.
 ATIKLARDAN YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARIMIZ...
 AMPUL SAYISI ARTTIKÇA VE PİL SAYISI SABİT KALDIKÇA ALACAĞIMIZ IŞIĞIN AZALDIĞINI GÖRDÜK.
 SABIRSIZLIKLA BEKLEDİĞİMİZ KIYAFETLERİMİZİ EN KISA SÜREDE ALACAĞIZ.
 13 ŞUBAT 2012 PAZARTESİ KURSLARA BAŞLIYORUZ.
 İKİNCİ DÖNEMDE DE HERKESE BAŞARILAR...
 TÜM HAZIRLIKLARIMIZI YAPALIM.
 KARNELERİMİZİ ALDIK.
Arşiv >>  
DEĞERLİ VELİLERİMİZ, GÜNLÜK ÖDEV ÇALIŞMALARIMIZDA DAHA TİTİZ KONTROLLER YAPALIM.
20.02.2012
18.02.2012
YAZILI TARİHLERİNİZ 'DUYURULAR ' BÖLÜMÜNDEDİR.
13.02.2012
TOPRAK TARAFINDAN YAVAŞÇA EMİLEN KAR SUYU BİTKİYE BÜYÜK FAYDA SAĞLIYOR.
09.01.2012
ÇOK DEĞERLİ ARKADAŞIMIZ EMRE BERKAY KAVLAK APANDİSİT AMELİYATI OLMUŞTUR. KENDİSİNE GEÇMİŞ OLSUN DER, ONU ÇOK SEVDİĞİMİZİ SÖYLEMEK İSTERİZ. KENDİNE İYİ BAK EMRE!
06.01.2012
İZCİ HERKESİN ARKADAŞI VE BÜTÜN İZCİLERİN KARDEŞİDİR.
27.12.2011
KÖPÜK ÜZERİNE ÇİZGİ GRAFİĞİ ÇALIŞMAK ÇOK EĞLENCELİYDİ....
27.12.2011
27 ARALIK ATATÜRK'ÜN ANKARA'YA GELİŞİ HOŞGELDİNİZ PAŞAM!
24.12.2011
YENİ YILDA HERKES HAYALLERİNE KAVUŞSUN.
17.12.2011
10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ
12.12.2011
 1 

               

                             

 

 10-16 KASIM ATATÜRK HAFTASI

GURUR VE ÖZLEMLE ANIYORUZ!

  

Bir zamanlar gelir, beni unutmak veya unutturmak isteyen gayretler belirebilir. Fikirlerini inkâr edenler ve beni yerenler çıkabilir. Hatta bunlar, benim yakın bildiğim ve inandıklarım arasından bile olabilir. Fakat, ektiğimiz tohumlar o kadar özlü ve kuvvetlidirler ki bu fikirler, Hint'ten, Mısır'dan döner dolaşır gene gelir, verimli neticeleri kalpleri doldurur.

Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletimin ve büyük ecdadımın en kıymetli mirasından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım! Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından tanıyanlarca bu aşkım bilinir. Bence bir millette şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın yerleşmesi ve yaşaması, mutlaka o milletin hürriyet ve bağımsızlığına sahip olmasına bağlıdır. Ben şahsen, bu saydığım özelliklere çok ehemmiyet veririm ve bu özelliklerin kendimde varlığını iddia edebilmek için milletimin de aynı özellikleri taşımasını şart ve esas bilirim. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evlâdı kalmalıyım! Bu sebeple millî bağımsızlık, bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri gerektirdiği takdirde insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet gereğinden olan dostluk ve siyaset münasebetlerini, büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin de bu arzusundan vazgeçinceye kadar amansız düşmanıyım!

Atatürk İlkeleri
Atatürk ilkeleri, altı ana başlık altında toplanabilir:

Cumhuriyetçilik:

Atatürk devrimleri siyasi nitelik taşır. Çok uluslu bir
İmparatorluktan ulus devlete geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece
modern Türkiye'nin ulusal kimliği oluşturulmuştur. Bu kimliğin oluşmasında, kul nitelikli insanların yurttaş-birey niteliği kazanması önemli bir noktadır. Atatürk bunun yolunu, kısaca halkın kendi kendisini idaresi, yani demokrasi demek olan Cumhuriyet’te görmüştür.

Halkçılık:

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Cumhuriyet Devrimi
ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşır. Başta İsviçre Medeni Kanunu
olmak üzere, Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konulmasıyla birlikte
kadınların statüsünde köklü değişiklikler olmuş, 1934
yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme ve seçilme hakkını almışlardır.
Atatürk çeşitli ortamlarda, Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler
olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan
çok bir hedef niteliğindedir. Halkçılık ilkesi sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf
farklılıklarına karşı olmak ve hiçbir bireyin, ailenin,
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul
etmemek demektir. Halkçılık, Türk vatandaşlığı olarak ifade
edilen bir fikre dayanır. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri,
halkın daha fazla çalışması için gerekli psikolojik teşviki
sağlar, birlik fikrinin ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olur.

Laiklik:

Laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına
gelmez ayrıca eğitim, kültür ve yasama alanlarının da dinden bağımsız olması
anlamını taşır. Laiklik, devletin dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız
olması, ve genel olarak düşünce özgürlüğü anlamına gelmektedir.

Devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğerleri
ise laikliğe ulaşılmış olması sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Laiklik ilkesi
akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilkedir.

Osmanlı döneminde matbaanın geciktirilmesinde olduğu gibi dinin yenilikler karşısında nasıl tutucu bir silah haline geldiğini yaşamış olan Türkiye Cumhuriyeti kurucuları açısından dinin din dışı sivil yapı üzerinde yaratabileceği baskıları önlemenin bir aracıdır.

Devrimcilik:

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimciliktir. Bu ilkenin anlamı
Türkiye'nin devrimler yaparak geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlarla değiştirmiş olmasıdır.
Geleneksel kavramların bir kenara itilip modern kavramların benimsenmesi demektir.
Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınıp kabul edilmelerinin çok ötesine geçmiştir.

Milliyetçilik:

Cumhuriyet devrimi ayrıca milliyetçi bir devrimdir. Bu milliyetçilik
ırkçı bir yapıda değildir; yurtseverlikle sınırlıdır. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesidir.

Bu milliyetçilik, tüm diğer ulusların bağımsızlık haklarına saygılıdır; sosyal içeriklidir;
yalnızca anti - emperyalist olmayıp, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine,
gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine de karşıdır ve nihayet bu milliyetçilik
Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.

Devletçilik:

Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin
bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı
olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, devletçilik ilkesini de devletin, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği veya yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesi anlamında yorumlamaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.

CUMHURİYET

 

Genç, ihtiyar, kadın, kız,
İşte sokaklardayız.
Başımızda ay yıldız
Seninle Cumhuriyet.

Kurtuluş Savaşı’nın
Bize armağanısın.
İnsanım aydınlansın,
Seninle Cumhuriyet.

Sen özgürlük yolusun,
Güzellikler dolusun.
Yolum doğruluk olsun,
Seninle Cumhuriyet.

Atatürk önderimiz,
Işıklı izindeyiz.
Mutluyuz, sevinçliyiz,
Seninle Cumhuriyet.

 

  

BU YIL DERSİMİZE GİREN BRANŞ ÖĞRETMENLERİMİZ;

  

NİHAL AY- REHBERLİK ÖĞRETMENİMİZ

  

AYŞEGÜL ERDOĞAN- İNGİLİZCE

  

ALAADDİN BOYAR- BEDEN EĞİTİMİ

  

YASEMİN AKGÖNÜLLÜ

GÖRSEL SANATLAR  

BELGİN YELDEN-MÜZİK ÖĞR. 

ATATÜRK "İKİ KURUŞ ELİME GEÇİNCE BUNUN BİR KURUŞUNU KİTABA YATIRIRDIM.."
Atatürk’ün hizmetinde bulunan Cemal Granada Atatürk’le Vasıf Çınar arasında geçen konuşmayı anlatırken ondaki okuma alışkanlığını çocuk yaşlarında kazandığını belirtir..
Boş zamanlarında Atatürk’ün elinden tarihle ilgili kitapların düşmediğini hatırlarım.Bir gün yine Atatürk tarihle ilgili kalın bir kitap okuyordu.
Öylesine dalmıştı ki çevresini görecek hali yoktu..Bir sürü yurt meselesi dururken devlet başkanının kendini tarihe vermesi vasıf çınarın canını sıkmış olmalı ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum.
Paşam tarihle uğraşıp kafanı yorma.19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun'a çıktın..
Atatürk Vasıf Çınarı'n bu samimi yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verir;
Ben çocukken fakirdim iki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim,eğer böyle olmasaydım bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım…
 

Okumak insanın kişisel gelişimini sağlayan önemli etkenlerden biridir. İnsanın düşünce yapısını, hayal dünyasını geliştirir; sözcük dağarcığını arttırır, insana bilgi ve birikim kazandırır.

Kitaplar sayesinde bazen uçan bir halıya biner, bilmediğimiz diyarlara yolculuk ederiz; yeni arkadaşlıklar kurar, bazen hüzünlerimizi bazen neşemizi bu yeni arkadaşlarla paylaşır, hiç tanımadığımız evlere misafir oluruz. Tarihin sayfalarında koşar adım dolaşır; destanlara, trajedilere tanıklık ederiz. Geçmişin elem verici olaylarını değiştirmeye gücümüz yetmese de geleceğimizi kitaplardan edindiğimiz tecrübelerle inşa ederiz.

Türk toplumu dünya üzerinde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır.

Karanlığın ürkütücülüğünden, ayazından kurtulup aydınlığın içini serinleten sahillerinde yürümek istiyorsan okumalısın.

  

SEVGİLİ    ÇOCUKLAR,

HER  GÜN AKŞAMLARI AİLECE OKUMA SAATİ  UYGULAYALIM.

SÜRE:20 DAKİKA HAYDİ !!!   OKUMAYA BAŞLAYALIM.     

     

  

Fevzi Özbey İlköğretim Okulu Rehberlik Servisinin anne-babalara önerileri...

• Çocuğunuza ona değer verdiğinizi hissettiriniz.

• Onu bir bebekmiş gibi sevin, bir yetişkinmiş gibi davranınız.

• Onu kesinlikle hiç kimse ile kıyaslamayınız, onun ayrı bir birey olduğunu unutmayınız.

• Başkalarının yanında cezalandırmayın, geri bildirim verip, davranışını analiz etmesini ve bu konuda sorumluluk almasını sağlayın. Kesinlikle fiziksel ve duygusal şiddet uygulamayınız.

• Çocuğunuzu iyi tanımaya çalışın. Kapasitesinin üstünde performans göstermeye zorlamayınız. Her zaman çıtayı çocuğunuzun ulaşabileceği, sadece bir üst seviyeye koyunuz.

• Çocuklarınızın her birine günde en az 10 dakika özel zaman ayırın. Ayrı ayrı ayırdığınız bu süre içinde çocuğun boy hizasında olacak şekilde göz teması kurarak,(çocuk ve ebeveyn) her iki tarafında duygusal doyum alacağı bir etkinlik yapın.

• Çocuğunuz ailenizin önemli bir üyesidir. Alacağınız kararlarda onun da fikrini alınız.

• Çocuğunuzun beğendiğiniz, takdir ettiğiniz yön ve özelliklerini ona ifade ediniz. Yerine yakışan övgü, sevgi ve cesaret insanı her yaşta iyi besleyen besinlerdir.

• Çocuklarla ve gençlerle yapılan konuşma ve tartışmaları, onları korkutarak veya yıldırarak kesmeyiniz.

• Yaptırımlarınızda ve ödüllerinizde onun kişiliğini değil, davranışını hedef alın

Her davranışın " bir sebebi , " bir amacı" vardır. Birey her davranışını bedensel, ruhsal ve sosyal yaşamında bir denge sağlamak için yapar. Çocuğunuzda görülen olumsuz davranışların, başarısızlıkların da bir sebebi vardır. Bu sebeplerin ortadan kalkmasında anne baba birlikte hareket etmeli, birbirinin görüşlerine saygı göstermelidir. 
 

  

 

 

              

 

   
Üç varlık var varlıkların içinde,              Biri karanlığa doğan güneştir. 
  Okul ile çocuk, birde öğretmen.            Birinin değeri altınla eştir.
    Her üçü de güzel aynı biçimde,              Biri temellere atılan taştır.
      Okul ile çocuk, birde öğretmen.              Okul ile çocuk, birde öğretmen. 
                                                                                  Enver Gürkan

HAYATA BAKIŞ

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına "Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor." demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış "Bak" demiş kocasına "Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?"
"Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim." diye cevap vermiş kocası.

Hayatta da böyle değil midir ? Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya başlamadan önce zihin durumumuza bakmak ve "iyi" olanı görmeye hazır olup olmadığımızı farketmek güzel bir fikir olabilir...




Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam2
Toplam Ziyaret40845
 
Duyurular
   
Hava Durumu
Anlık
Yarın
-14° 1° -11°
Saat
 
 

O R İ G A M İ


 
 

 
 

 
 

 
 

 
 

 
 

 
 

 
 

 
 
Mobil Sınıf ®: Yurdum Yazılım